• EĞİTİM DİLİ
  • EĞİTİM YERİ
  • KURS TÜRÜ
  • EĞİTİM SÜRESİ
  • KONAKLAMA
DİL OKULU BUL

IR

İRLANDA
ÜLKE REHBERİ
Detaylı İrlanda Rehberi


A'DAN Z'YE DUBLIN

Abbey Tiyatrosu
Burası İrlanda'nın ulusal oyun salonudur. İlk tiyatro bir yangın sonucu yok olmuş ve bugünkü bina 1966 yılında inşa edilmiştir. 1904'te W. B. Yeats, Lady Gregory ve onlara yardım edenler tarafından kurulan Abbey kültürel bir rönesansın merkezi olmuş ve John Millington Synge ve Sean O'Casey'nin yapıtları sayesinde natüralist bir oyun tarzının sergilendiği yönünde dünya çapında üne kavuşmuştur.

İrlanda Bankası
Kıvrımları, penceresiz ön yüzü ve sütunlarıyla eşsiz bir yapı olan bu binanın inşaatına 1729 yılında İrlanda meclisine ev sahipliği yapması amacıyla başlanmıştır. Ancak onu inşa edenler alevinin nasıl kısa sürede parlayıp söneceğini ön görememiştir. İngiltere 1800 yılında Birlik Yasası'nı geçirerek İrlanda meclisini kapatmış ve gücü tekrar Londra'da toplamıştır. Bina da 40.000 Paund karşılığı İrlanda Bankası'na satılmıştır.

Sütunlu girişin tepesindeki armanın üzerinde İrlanda'nın simgesi Hibernia'nın heykeli, iki yanında da Sadakat ve Ticaret'in heykelleri bulunmaktadır. Lordlar Kamarası'nın girişi olarak tasarlanan doğu yüzünde Gücü temsil eden bir heykel, yanında da Adalet ve Özgürlüğü temsil eden heykeller bulunmaktadır. Eski Avam Kamarası artık bankanın veznesi olmuştur ve eski halinden çok farklı görünmektedir. Ancak Lordlar Kamarası'na neredeyse hiç dokunulmamıştır ve 1233 parçadan oluşan mükemmel avizesi ve Fransız Protestanlar tarafından dokunan iki büyük halı yerinde durmaktadır.

Botanik Bahçeleri
Glasnevin Mezarlığı'nın hemen arka tarafında olan bahçeler İrlanda meclisi tarafından 1795 yılında yaptırılmıştır ve içinde 20.000'den fazla türde bitki bulunmaktadır. Camdan seralar arasında içinde dev amazon leylağı (victoria amazonia) bulunan Su Bitkileri Serası, Orkide Serası, Eğreltiotu Serası ve Dev Avuç Serası vardır.

Chester Beatty Galerisi
Güneydeki bir banliyö olan Sandymount'ta bulunan bu galerinin Çin, Japon, İran, Hint ve Orta Doğu medeniyetlerine ait içinde Ömer Hayyam'a ait 1259 el yazması ve 600 kadar Çin enfiye kutusunun da bulunduğu çok sayıda el yazması, resim ve süslemelerin yer aldığı harika bir kolleksiyonu vardır.

Ayrıca batı medeniyetine ait içinde Bede'nin 9. Yüzyıl'ın başlarından kalma bir kopyasının da bulunduğu az bulunan bazı el yazmaları ve ilk basımı yapılan kitaplardan bazıları da yer alır. Bu kolleksiyon, New York'da doğmuş ve Orta ve Uzak Doğu'ya çok seyahat etmiş ve bu bölgelerden sanat eserlerini özellikle de el yazmalarını toplamış bir madenci kralı Sör Alfred Chester Beatty (1875-1968) tarafından bağışlanmıştır. Beatty 1957'de İrlanda'nın ilk fahri vatandaşı ilan edilmiştir. www.cbl.ie

Christ Church Katedrali
Bu katedral Dublin'in Danimakalı kralı Sitric tarafından 1040 yılında yaptırılmış ve 1172'den sonra ilavelerle genişletilmiştir. Christ Church 1551 yılında Protestan olmuştur ama 2. James'in yönetimi sırasında kısa bir süre için yeniden Katolik olmuştur. 1870'lerde yapı Gotik tarzında yenilenmiştir.
15. Yüzyıl'dan kalma kürsüde İncil İrlanda'da ilk defa olarak İngilizce okunmuştur. Kürsüdeki delikler kutsal kitabı bir zamanlar hırsızlara karşı koruyan zincirleri tutmaktaydı. St Laud'un Peace Kilisesi'nde Viktorya döneminde yaşayanların katedralin yeniden inşası sırasında kazılardan çıkan orjinallerini aynen kopyaladığı Orta Çağ'dan kalma çok güzel yer fayansları vardır.

Dublin'de sağlam kalan en eski yapı olan yer altındaki mahzende Vikinglerin tahtadan yaptığı orjinal yapının kalıntılarını bulabilirsiniz. Bunların yanında suçluların herkes tarafından aşağılanması için kapatıldığı zindanları, muhtemelen biri diğerini kovalarken girdikleri bir orgun içinde bulunan kedi ve fare mumyaları gibi tuhaflıkları da görebilirsiniz. Katedral 16. ve 17. Yüzyıllarda zor zamanlar yaşadığında bodrum şarap mahzeni ve içki içilen bir taverna ve kilisenin ortası da pazar yeri olarak kullanılmıştır. www.cccdub.ie

Aziz Werburgh Kilisesi
Orjinali Mercia Kralı'nın kızının adına yapılan bu Anglo-Norman yapı iki yangın sonucu yıkılmış ve son olarak 1784'te yeniden inşa edilmiştir. Ön yüzü İyonya ve Korintiya mimarisini birleştirmiştir ve oymaları güzel bir kürsüsü vardır. Gece melodisinin yaratıcısı besteci ve piyanist John Field (1782-1837) burada vaftiz edilmiştir. Field yetişkin hayatının büyük zamanını Rusya'da geçirmiştir ve Moskova'da gömülüdür.

Custom House
Bu, 18. Yüzyıl Dublin'inin en büyük mimarı James Gandon'un başyapıtıdır. 1791'de yapımı biten bina Sinn Féin'in 1921'deki seçim zaferini kutlamak isteyen Cumhuriyetçilerin çıkardığı bir yangında çok hasar görmüş ve büyük oranda yeniden inşa edilmiştir. Ortadaki bakır kubbenin (38 metre yüksekliğinde) üzerinde Edward Smyth'in yaptığı ticareti sembolize eden bir heykel bulunmaktadır.

Sütunların desteklediği kemerli giriş kapısının üzerindeki taşlar Atlantik Okyanusu'nu ve İrlanda'nın 13 önemli nehrini simgeler. Ziyaretçi merkezi Neoklasik odalarının, merdivenlerinin ve girişinin güzelliğiyle göz doldurur.

Dublin Kalesi
Dublin Kalesi daha eski kalıntıların da bulunduğu 18. Yüzyıl'da yapılmış şık bir saraydır: 1202'de yapılmış orjinal Norman kale 1684'te çıkan bir yangın sonucu büyük ölçüde hasar görmüştür. Bu yer yedi yüzyıl boyunca İrlanda'da İngiliz egemenlğinin merkezi olmuş ve işte bu yerde, eski ana girişte İngiliz hükümdarlar İrlandalı asi liderlerin kafalarını kestirmiştir.

Kalenin Dublin'in önemli kişileri arasında seçkin kabul edilen ihtişamlı Devlet Apartmanları halka açıktır. Giriş salonunda bir merdiven sizi bir zamanlar korumaların ellerinde baltalarla yolu tuttuğu Battleaxe Sahanlığı'na götürür. Sonra (şimdi olmayan 18. Yüzyıl evlerinden kurtarılmış) güzel dekore edilmiş tavanları olan bir dizi şık çizim odasından geçersiniz. Bunlar daha önceleri kraliyet ailesinden gelen misafirlerin kullandığı yatak odalarıydı. Bu odaların bir diğerinde Southampton Kontesi'nin Van Dyck tarafından yapolmış bir portresini görürsünüz. 1411'de yapılmış ve 1775'te restore edilmiş olan Bermingham Kulesi eski bir hapistir. www.archeire.com/archdublin/castle

Dublin Yazarlar Müzesi
1991'de Parnell Meydanı'nda bulunan güzel bir 18. Yüzyıl evinde açılan müzede Swift, Shaw, Yeats, O'Casey, Joyce, Beckett ve Behan gibi ünlü yazarlara ait fotoğraflar, resimler, büstler, mektuplar, el yazmaları, ilk basımlar ve anı değeri taşıyan her şey sergilenmektedir ancak daha yakın dönemlerde yaşayan yazarlara ait pek fazla malzeme yoktur. İlk kattaki Yazarlar Galerisi mükemmel bir şekilde döşenmiştir, ayrıca hoş bir kafe ve ilginç bir kitapçı da bulunmaktadır.

Dublin Hayvanat Bahçesi
Dünyada halka açık üçüncü en eski (1831) hayvanat bahçesi olan dublin hayvanat bahçesi yetiştirdiği aslanlarla ünlüdür - MGM filmlerini tanıtmakla ünlü olan aslanı yetiştirdiğini iddia etmektedir. Tropik bölgelerde yaşayan hayvanlar kolleksiyonu, bir Afrikalı sürüngen evi, su kuşlarının yaşadığı geniş bir doğal gölü ve içinde keçilerin, kuzuların, tavşanların, tavukların ve gine domuzlarının daha yakından izlenmesi için bulunduuğu bir "Şehir Çiftliği" vardır. Çok uzun zamandır ihtiyaç duyulan devlet yardımı yapılmış ve ağırlık nesli tehlikede olan türlerin sonunda doğaya dönmesi amacıyla korunması ve çoğaltılmasına kaymıştır. www.dublinzoo.ie

Dublin Viking Macerası
Vikinglerin gelmesine kadar Dublin bir şehir olarak doğmamıştı: 841 yılında Noveçli bir grup deniz adamı düz tabanlı gemilerini doğu kıyısındaki korunaklı bir kaç limandan biri olan bir kumsala çekti.

Dublin Viking Macerası Viking zamanlarındaki Dublin'de yaşamanın nasıl olduğunu gösteren görsel işitsel sunumlar, o dönemin takilt edildiği bir cadde, o dönemin giysilerini giyen aktörler ve kazılar sırasında bulunan gerçek eşyalarla "interaktif bir deneyim" sunan bir sergidir.

Dublinia
Kâr amacı gütmeyen Orta Çağ Şirketi'nin işlettiği ve Christ Church Katedrali'ne üzeri kapalı bir köprüyle bağlanan bir yerde bulunan bu sergi şehrin 1170'den 1540'a Orta Çağ'daki büyümesini canlandırmaktadır. Sergiler arasında eski şehrin ölçeğine uygun bir modeli, 12. Yüzyıl'dan kalma bir kadın iskeleti ve tarihi bir sunumun yapıldığı bir ekran vardır. www.dublinia.ie

Dun Laoghaire
Güneydeki bu banliyö İrlanda'nın en önemli vapur limanıdır. Dun Laoghaire'nin (okunuşu Dunleary) ismi Kral 4. George'un İrlanda'ya yaptığı bir ziyaretin sonucunda 1821'de oldukça içkili bir şekilde buradan ayrılmasının anısına Kingstown olarak değiştirilmiştir. Bir yüzyıl sonra antik bir limana dayanan asıl ismine geri dönmüştür. Burada İrlanda'nın önemli krallarından biri olan Aziz Patrick'in Hristiyanlığa geçirdiği Laoghaire'nin yaşadığı söylenmektedir. Renkli ve şık sıralı evleriyle bu şehir kraliyetin havasını korumaktadır. Uzun granit rıhtımlarının her biri bir kilometreden uzun olan ve denizi kucaklayan liman 1817 ve 1859 yılları arasında İskoçyalı John Rennie'nin planına göre yapılmıştır.

Önde gelen çok sayıda yat kulübünün karargahı konumundadır. Şehir merkezine yakın olan doğu rıhtımı akşam güneşinde altın bir renkle parlar ve sevilen bir gezi yoludur.

Eski Denziciler Kilisesi'nde kurulan Ulusal Denizcilik Müzesi yine sevilen bir yerdir. En önemli tarihi kalıntısı önemli devlet adamlarının taşındığı "yole'dur" (Fransız yatı). 1796'da Bantry Körfezi'nden başarısızlıkla dönen işgal kuvvetlerinden geriye kalan tek parça budur. www.dun-laoghaire.com

Four Courts
1786 ve 1802 yılları arasında inşa edilmiş 137 metre genişliğindeki bu bina cilalı Avusturya meşe ağacından yapılmış İrlanda Yüksek Mahkemesi ve ceviz ağacından aynalık tahtaları ve oturma yerleri olan Yargıtay'a ev sahipliği yapmaktadır. 1922 yılındaki İç Savaş'ın ilk mücadelesinde Michael Collins'in yeni hükümetinin güçleri antlaşmaya muhalefet olan cumhuriyetçilerce barikat kurulan bu binayı nehrin karşı tarafından bombalamıştır. Asiler teslim olmadan önce Kamu Kayıtları Ofisi'ni havaya uçurmuş ve İrlanda Meclisi'nin bütün tutanakları da dahil değerli pek çok belgeyi yok ederek koloni oldukları dönemi sembolik olarak silmişlerdir. Restorasyon 1932 yılında tamamlanmıştır.

Büyük fener-kubbenin önünde altı sütunlu Korintiya tarzı girişin üzerinde Musa, adalet ve merhamet heykelleri bulunmaktadır ve yan tarafında mahkemeleri çevreleyen iki kanat vardır.

Posta Ofisi
Dublin'in en önemli yolu olan O'Connell Caddesi'nin başyapıtı Posta Ofisi'nin gösterişli İyonya tarzı sütunlu giriş kapısıdır (1815). Bu bina 1916 yılında Paskalya asileri tarafından karargahları olmak üzere ele geçirilmiş ve bu binada cumhuriyeti ilan ederek Dublinlileri şaşırtmışlardır - bu tepki yakalanan 15 asi liderin birer birer idam edilmesiyle W.B. Yeats'in dediği gibi "tamamen değişmiştir." Posta Ofisi'nin sütunlarında çatışma sırasında sıkılan kurşunların izleri hâlâ durmaktadır. İçeride asilerin anısına antik kahraman Cuchulainn'in kaidesine Cumhuriyet'in İlanı'nın kazındığı bronz bir heykeli dikilmiştir.

Glasnevin Mezarlığı
Başlangıçta Prospect Mezarlığı denen Glasnevin Mezarlığı 1832'de Daniel O'Connell'in Katolikleri Serbest Bırakın kampanyasının başarıya ulaşmasının ardından açılmıştır. O zaman Roma Katolikleri için dini törenlerine göre gömülecekleri bir mezar yeri bulmak zordu, bulunan yerler de pahalıydı. Mezarlık bugüne gelinceye kadar neredeyse 50 hektarı içine alacak kadar genişlemiştir ve içinde 1 milyon mezar bulunmaktadır.

Burada gömülü olanlar arasında 1916 Paskalya Ayaklanması'nın iki lideri Michael Collins (1890-1922) ve sonraları İrlanda Başkanı olan Eamon de Valera (1881-1975) da vardır. Burada gömülü olan diğer önemli siyasi figürler arasında İrlanda'nın baskı gören çiftçilerinin lideri ve Egemenlik Partisi başkanı Charles Stewart Parnell (1846-91) vardır. Glasnevin aynı zamanda çok sayıda ressamın ve aralarında oyun yazarı Brendan Behan (1923-64) ve Dublin Üniversitesi'nde ders veren İngiliz şair Gerard Manley Hopkins'in (1844-89) de bulunduğu yazarın son uykusunu uyuduğu yerdir.

Grafton Caddesi
Adını 18. Yüzyıl'da yaşamış bir validen alan Grafton Caddesi şimdilerde alışveriş yapılan araç trafiğine kapalı bir yoldur. Suffolk Caddesi'yle kesiştiği yerde bulunan bronz heykel şehrin en ünlü şarkısı olan In Dublin's fair city'de "geniş dar bütün yollarda el arabasını süren" Molly Malone'un anısına yapılmıştır. 18. Yüzyıl'da yaşadığı varsayılan balıkçı yine varsayıma göre Aziz Werburgh Kilisesi'nde gömülüdür. Heykelin büyük göğüsleri bazılarına tasarımcısı Jean Rynhart'ın silikonu bronzun içine nasıl yerleştirdiğini düşündürtmüştür. Heykel "arabalı sokak kadını" olarak bilinir.

Grafton Caddesi Dublin'in aynı anda hem koşturma hem de aylaklık etme becerisi hakkında bir fikir verir - ancak son yıllarda özelliğinden çok şey yitimiştir çünkü kiraların yükselmesi köklü tüccarların bazılarını işi bırakmaya zorlamış ve yerlerini çok katlı donuk İngiliz mekanları almıştır.

Caddenin yarısına geldindiğinde sağda uzun zamandır Dublin'de bulunan eski moda mağaza-restoran zincirlerinden biri olan Bewley'in Doğu Kafesi'ni görebilirsiniz. Burada satılan pek çok yiyeceğin bir özelliği yoktur ama acı, sütlü kahvesi hâlâ Dublin'in ayırt edici lezzetlerinden biridir ve mermer ayaklı bir masada kirazlı çörek veya eşsiz Mary keki yiyebilir, ortamın tadına varabilirsiniz.

Bewley'in sırasında bulunan dar bir yol olan Johnson's Court sizi 80 mağazanın, kafenin ve restoranın bulunduğu üç katlı muazzam Powerscourt Townhouse Centre'a götürür. Bunlar, bir zamanlar Wicklow şehri milletvekili olan Vikont Powerscout tarafından 1771-74 yılları arasında inşa ettirilen eski bir evin çatısı altında bulunan bir avlunun etrafında istif edilmiştir. Bu yapıda Rokoko ve Neoklasik tarzları karıştırılmıştır ve İrlanda'daki alçı dekorasyonunun en güzel örneklerinden bazıları buradadır.

Guinness Birahanesi
Burası, her gün ünlü siyah aromasından 2 ½ milyon varil köpürten Avrupa'nın en büyük birahanesidir. Birahane ziyaretçi kabul etmeyi bir kaç yıl önce durdurmuştur ve bunun yerine Şikago tarzı bir bina olan Guinness Deposu Guinness Deneyimi'ne ev sahipliği yapması amacıyla değiştirilmiştir. Burada çok sayıda etkileyici eşya vardır - fıçılar, variller, gemilerin ölçülerine uygun küçültülmüş modelleri, kaliteli görsel işitsel bir show ve efsanevi markayla damgalanmış akla gelebilecek her şeyin satıldığı bir hediyelik eşya dükkanı. Elbette bir bar da vardır ve giriş biletiyle bir bardak bira alabilirsiniz

Howth
Dublin'in kuzey doğusunda bulunan bu köy dik yokuşları,  rıhtımı ve vahşi doğasıyla şehre her gün DART treniyle giden varlıklı sakinleri kendine çeker. Köyün ardındaki tepeden (hava koşulları imkan verirse) görülen manzara romancı H.G. Wells tarafından "dünyadaki en güzel manzaralardan biri" olarak tanımlanmıştır. İrlanda'nın Gözü, sahilin hemen açığındaki kuvars ada 7. Yüzyıl'da inşa edilen ve şimdilerde kuşların sığınağı olan bir manastıra ev sahipliği yapmaktadır.

Hugh Lane Belediye Galerisi
Galeri'nin çekirdeği Sör Hugh Lane'in (Yeats'le Abbey Tiyatrosu'nda işbirliği yapan Lady Gregory'nin yeğeni) Empresyonist kolleksiyonudur. Resimleri için Dublin'de uygun bir ev bulamayınca onları Londra'daki Ulusal Galeri'ye vermiştir ve vasiyetine ek olarak koydurduğu Dublin'e geri verilmeleri maddesi geçersiz sayılmıştır. Bu sorun 1959'da kolleksiyonun paylaşılması ve resimlerin Dublin ile Londra arasında gidip gelmesini içeren bir uzlaşmayla çözülmüştür.

Aralarında Courbet, Monet, Degas, Rouault ve Bonnard gibi tanınmış Fransızların yanı sıra Nathaniel Hone, Sarah Purser, John B. Yeats ve Jack B. Yeats (şairin babası ve kardeşi), Louis Le Brocquy ve Robert Ballagh gibi önemli İrlandalı ressamların da eserleri vardır. 1998'de Galeri Dublin'de doğmuş ressam Francis Bacon'ın Londra'daki stüdyosunu uzun uğraşlar sonucu buraya taşımış ve yeni bir sergi alanının parçası olarak kurmuştur. www.hughlane.ie

İrlanda Modern Sanat Müzesi
1991'de tarzı Paris'teki Les Invalides'yi andıran muhteşem bir askeri dinlenme evi olan Kilmainham Kraliyet Hastanesi yeni İrlanda Modern Sanat Müzesi'nin yeri olarak tasarlanmıştır. Kalıcı kolleksiyonu şimdiye kadar çok derleme olmuştur ancak geçici sergiler genelde ilginçtir. Binada yapılan değişiklikler oldukça zevkli olsa da bölmeli camlar dörtgeni bozmaktadır ve havası bu kadar eski bir yerde modern eserlerin sergilenmesi uygunsuz kaçmıştır.  Hastanenin arasında etkileyici, çam ağaçlarıyla döşenmiş Büyük Salon ve muhteşen barok kilsenin de bulunduğu diğer bölümlerine rehberli turlar düzenlenmektedir. www.modernart.ie

James Joyce Merkezi
Edebiyatla ilgili turistlerin izleyecekleri yola yapılan bu yeni ilave North Great George's Caddesi'ndeki bir 18. Yüzyıl evinde bulunmaktadır. Denis J. Maginni isimli birisinin yönetimindeki dans dersleri buradaki Ulysses'te yapılmaktadır. Merkezdeki en ilginç sergi Joyce'un başyapıtında yer verilen Dublinli gerçek insanların yaşam öyküleridir (Maginni'nin gerçek adı Maginnis'dir). Aynı zamanda Joyce'un ailesi ve oturdukları pek çok evle ilgili fotoğraflar ve hikayeler de vardır. Ulysses'in baş karakterleri Leopold Bloom ve karısı Molly'nin oturduğu Eccles Caddesi 7 Numara'daki evin kapısı da sergilenmektedir (evin kendisi yıkılmıştır). Bu merkez Joyce sevenlere hitap etmektedir ama diğerleri de evin güzel iç mekanını ve Dublinli en büyük ustalardan biri olan Michael Stapleton'un yaptığı muhteşem tavanı görmekten hoşlanacaktır. www.jamesjoyce.ie

James Joyce Müzesi
Joyce 1904'te kısa bir süre Sandcove'daki (Napolyon'un istilalarından korunmak için 19. Yüzyıl'ın başında İrlanda'nın güney ve doğu kıyılarına yapılan bir dizi kuleden biri olan) Martello Kulesi'nde yaşamıştır. Burası Ulysses'in giriş sahnesinin geçtiği yerdir ve 1962'de kitabı ilk basan Sylvia Beach burayı James Joyce müzesi olarak açmıştır. Sergilenenler arasında mektuplar, fotoğraflar ve ender bulunan kopyalar (Henri Matisse'nin çizimlerini yaptığı bir Ulysses de dahil), yazarın öldüğü zaman yüzünden alınan maske ve bastonu ve gitarı gibi pek çok kişisel eşyası vardır.

Kilmainham Hapishanesi
Kilmainham Hapishanesi'nin kasvetli, gri yapısı 1790'daki inşasından 1920'de hapishane olarak işlevinin sone ermesine kadar İrlanda'nın bağımsızlık mücadelesiyle yakından alakalı olmuştur. Aralarında Robert Emmet, Charles Stewart Parnell, Patrick Pearse ve 1916'nın diğer liderleri de dahil pek çok asi ve vatansever bu duvarlar arasından zaman geçirmiş ve bazıları da burada ölmüştür.

Müze 19. Yüzyıl'daki suç, ceza ve reform anlayışlarını bir dizi yaratıcı sergiyle ortaya koymaktadır. Üst kattaki bölüm burada hapis yatan - ve çoğu ölümünü bekleyen milliyetçi şahıslara ayrılmıştır. Sonra bir rehber, ziyaretçileri hapishanenin dizi dizi hücrelerin, havaya asılı iskelelerin bulunduğu ve hapishane kilisesine merdivenlerle çıkılan doğu kanadındaki mahzene götürür. Burada 1916 liderlerinden biri, Joseph Plunkett infazından birkaç saat önce evlenmiş ve eşiyle yalnızca 10 dakika geçirmesine izin verilmiştir.

Daha sonra ziyaretçiler ayaklanmada yakalanan liderlerin tutulduğu hücrelerin bulunduğu ve "1916 koridoruna" getirilir. Koridorun sonunda o yılın 3 ve 12 Mayıs tarihleri arasında 14'ünün vurulduğu taşçı avlusu vardır.Kilaminham'da son tutulan mahkum İç Savaş'ta kaybeden tarafın lideri olan ama sonraları bağımsız İrlanda'nın başbakanı ve başkanı ilan edilen Eamon de Valera'dır. www.kilmainham-gaol.com

Leinster House
Burası İrlanda meclisinin iki odasına, Dáil ve Seanad'a ev sahipliği yapmaktadır. Richard Cassels tarafından tasarlanmış ve 1746'da Leinster Dükü'nün evi olarak inşa edilmiştir. Bağımsız devletin ilk bağımsız hükümeti 1922'de burayı meclisi olarak seçmiştir. Bu evin ve Washington DC'deki Beyaz Saray'ın tasarımları arasındaki benzerlik Beyaz Saray'ın mimarı James Hoben'ın 1762'de Carlow'da doğmuş ve Dublin'de eğitim görmüş olmasından kaynaklanıyor olabilir.

Malahide
Dublin'in yaklaşık 14 kilometre kuzeyindeki bu sahil şehri çok sayıda restoranı ve şık mağazasıyla sevimli bir tatil yeridir ama asıl insanları çeken yer şehrin dışındaki Malahide Kalesi ve Demesne'dir. Park yerinin 100 hektarlık bölmünü işgal eden kale 1185'ten 1976'ya kadar Cromwell zamanındaki kısa bir dönem dışında aralıksız olarak Norman-İrlandalı Talbot ailesi tarafından kullanılmıştır. Sonuçta mimari tarzlar çok ilginç bir şekilde birbirine karışmıştır. En etkileyici oda bir duvarında Boyne Savaşı'nın (1690) devasa bir tasvirinin bulunduğu döşemesi meşe ağacından yapılmış Büyük Salon'dur.
Kalenin yanında eskiden mısır deposu olarak kullanılan yerde İrlanda'nın demiryolu sisteminin istasyonları, viyadükleri, tünelleri, trenleri ve lokomotifleriyle çalışan eksiksiz bir minyatürü olan Fry Demiryolu Modeli vardır.

Marsh Kütüphanesi
Burası 1702'de Baş Piskopos Narcissus Marsh tarafından kurulmuş ve o zamandan sonra değişmeyen en eski halka açık kütüphanesidir. Bulundurduğu 25.000 cilt kitap ve 200 el yazması içinde 15. Yüzyıl'dan kalma basılmış kitaplar da vardır. Koyu renkli meşe ağacından yapılmış iki kitaplık L şeklinde dizilmiş ve ucuna küçük bir okuma odası yapılmıştır. Bir uçta içinde değerli eserleri okuyan kişilerin oturduğu üç tane kablolarla örülü oyuk veya "hücre" vardır. İnsanı etkileyen pek çok kopya arasında Swift'in sahip olduğu ve sayfalarında kurşunkalemle yazdığı notların bulunduğu Clarendon'un Büyük İsyan'ın Tarihi isimli eseri vardır.

Merrion Meydanı
1762'de yapılan bu meydanın pek çok tanınmış sakini olmuştur. Kuzey batı köşesindeki 1 numarada Oscar Wide'ın çocukluğu geçmiş, Daniel O'Connell 58 numarada oturmuş, deniz kıyısında bir banliyö olan Sandytown'da doğmuş ama Londra'da büyümüş W. B. Yeats İrlanda Bağımsız Devleti'nde senatör olunca önce 52 sonra 82 numaralarda yaşamış, yeni ufuklar açan vampir öyküsü Carmilla'nın yazarı Sheridan Le Fanu 70 numarada oturmuştur.

Wilde'ın evini, ilave evlerle beraber Dublin Amerikan Koleji (Florida Lynn Üniversitesi'nin bir dalı) almış ve burada bir Wilde müzesi açmak amacıyla restore ettirmektedir. Oscar'ın ailesi de kendi dallarında başarılı insanlardı: Sör William Wilde bir cerrah, amatör arkeolog ve tarihçi; Jane Francesca Wilde, Speranza takma adıyla yazdığı şiirler ve insanı çoşturan makaleleriyle tanınan bir milliyetçiydi. Bu arada yüksek odalarda bazen sergiler açılmakta ve resepsiyonlar verilmektedir ve ziyaretçiler de bunlara katılabilir.

İrlanda Ulusal Galerisi
İrlandalı ressamların eserlerinin yanı sıra Galeri'de Hollandalı üstatların, 17. Yüzyıl Fransız, İspanyol ve İtalyan tarzlarının ve arasında Gainsborough'a ait önemli çalışmaların da bulunduğu oldukça iyi bir İngiliz kolleksiyonu vardır. Bu eserlerin çoğu tanınmış bir kolleksiyoncu ve galerinin müdürü olan ve Lusitania bir Alman torpili tarafından İrlanda açıklarında vurulunca hayatını kaybeden Sör Hugh Lane (1875-1915) tarafından bağışlanmıştır. Zamanımızda en ünlü resim 1990'da Cizvit Çalışma Evi'nde bulunan Caravaggio'nun İsa'nın Alınışı isimli eseridir. Eserleri sergilenen İrlandalı ressamlar arasında James Arthur O'Connor, Nathaniel Hone, Sör William Orpen, Walter Osborne, William Leech, Roderic O'Conor ve şairin kardeşi Jack B. Yeats'dir (1839-1922).

Gelerinin ortasındaki heykel bu yerde 1853 Dublin Sergisi'ni düzenleyen ve elde edilen kârı kolleksiyonu toparlamak için kullanan William Dargan'a aittir. Girişin solunda George Bernard Shaw'un bir büstü bulunmaktadır. www.nationalgallery.ie

İrlanda Ulusal Kütüphanesi
1884 ve 1890 arasında inşa edilen kütüphanede Swift, Goldsmith, Shaw, Yeats ve Joyce gibi yazarların kitaplarının ilk baskıları ve İrlanda dilinde yazdıkları el yazmalarının yanı sıra haritalar, resimler ve eski gazeteler de bulunmaktadır. Geniş, kubbeli okuma odası - Ulysses'te tasvir edilmiştir - yalnızca havası için görmeye değer. www.nli.ie

İrlanda Ulusal Müzesi
Müzenin önemli eserleri arasında Hristiyanlık öncesi dönemden kalma insanı büyüleyen altın mücevherler ve erken Hristiyanlık dönemine ait eşyalar, özellikle de 8. Yüzyıl'dan kalma Ardagh Chalice (Limerick'te 1868'de bulunmuş dini törenler sırasında şarap taşınan çok güzel işlenmiş gümüş bir tas), harika işlemeleri olan 8. Yüzyıl'da yapılmış Tara Brooch ve 12. Yüzyıl'dan kalma Cong Haçı (ağaç, bronz ve gümüşten yapılmış ve İsa'nın öldüğü haçtan geldiği söylenen bir parça ağaç taşıyacak şekilde tasarlanmış) sayılabilir. 1200 ila 1500 yıllık olan Aziz Partick Çanı'nın bu azizin kendisine ait olduğu söylenir.

 Sergilenenler arasında 8. Yüzyıl'a uzanan altın paralar, MÖ 1. Yüzyıl'dan kalma bir bronz savaş trompeti ve kürekle çekilen bir kadırga modeli sayılabilir.

Müzede aynı zamanda oldukça iyi bir camdan eşya kolleksiyonu, çok ince yapılmış danteller, bir mumyanın bulunduğu Mısır odası ve Dublin'in Viking zamanlarına ait bir bölüm de vardır. 20. Yüzyıl'da verilen bağımsızlık mücadelesinin anlatıldığı belgeler ve James Connoly'nin kanlı gömleği bulunmaktadır. www.museum.ie/maps.asp

Doğal Tarih Müzesi
Bu ilginç yerde (takma adı "Ölü Hayvanat Bahçesi") İrlanda'dan ve başka yerlerden memeliler, kuşlar ve balıklar bulunur, hatta nesli uzun zaman önce tükenmiş Büyük İrlanda Geyiği'nin iskeleti de vardır. İrlanda sahiline vuran iki balinanın iskeleti tavana asılmıştır. Müzede aynı zamanda Afrika ve Asya vahşi hayatıyla ilgili sergiler de bulunmaktadır. Ünlü kaşif David Livingstone 1857'de açılış konuşmasını yapmıştır.

Newman House
St Stephen's Green Caddesi'ndeki iki Georgia evi (85 ve 86 numaralar) 19. Yüzyıl'ın ortalarında İrlanda Katolik Üniversitesi (Dublin Üniversitesi'nin öncüsü) tarafından alınmıştır. Anglikan'ken din değiştiren İngiliz din bilimcisi ve yazar John Henry Newman (1801-90) ilk rektörü olmuş ve şair Gerard Manley Hopkins 1884'ten 1889'a kadar burada Klasik Eserler Profesörlüğü yapmıştır. Üniversitenin mezunları arasında Patrick Pearse, Eamon de Valera ve James Joyce vardır - bu yer aynı zamanda Joyce'un Ressamın Gençlik Portresi isimli eserindeki pek çok olayın da geçtiği mekandır.

En büyük özelliği evlerin içindeki alçı işleridir, bunlar İrlanda'da türünün muhtemelen en iyisidir ve Avrupa tarzının İrlanda el sanatları üzerindeki etkisinin de bir göstergesidir. 85 numara 1738'de Ulsterli varlıklı bir toprak sahibi ve milletvekili olan Hugh Montgomery için küçük ama muhteşem bir villa olarak inşa edilmiştir. Giriş katındaki Apollo Odası'nın ve birinci kattaki salonun duvarları ve tavanlarındaki muhteşem barok tarzı işlemeler İsviçreli Lafranchini kardeşler tarfından yapılmıştır. Salon kilise olarak kullanılmaya başlandığında Cizvit rahipler tavandaki şehvetli kadın motiflerini üzerlerine giysi çizerek sansürlemişlerdir.

Daha geniş olan 86 numaranın inşaatına 1765 yılında sıkı bir Katolik düşmanı olan (takma adından anlaşılacağı gibi) ve oğlu Buck ünlü bir çapkın ve Cehennem Ateşi Kulübü'nün kurucusu olan Richard "kilise yakan" Whaley için başlanmıştır. Robert West tarafından yapılan alçı işleri rokoko tarzındadır ve insan figürleri yerine çiçekler, müzik aletleri, kuşlar ve kanatlı canavarlar çizilmiştir. Hopkins'in 1889'daki ölümüne kadar beş yıl boyunca kaldığı üst kattaki oda onun bıraktığı gibi korunmuştur - cübbesi sandalyede asılı, etajerinde gözlükleri, masasında mektuplar ve el yazmaları.

O'Connell Caddesi
18. Yüzyıl'ın ortalarında Sackville Caddesi olarak yapılan bu cadde bir zamanlar Avrupa'nın en şık yürüyüş yollarından biriydi. Yakın zamanda indirim mağazaları, fast-food restoranları, eğlence pasajları, modern binalar ve levhalarla dolmuş olsa da bunlar caddenin doğasında bulunan azameti ortadan kaldıramamıştır. Orjinal caddenin büyük bölümü 1916 Ayaklanması sırasında İngiliz topları tarfından tahrip edilmiş ve 1922'deki İç Savaş sırasında da yine çok hasar görmüştür. Caddede bir zamanlar Amiral Nelson'un Trafalgar'da Fransızlara karşı kazanılan ünlü deniz zaferinin anısına (üstelik de aynı anıtın Londra'daki Trafalgar Meydanı'na dikilmesinden 32 yıl önce) 1815'te dikilen büyük bir heykeli vardı ama kimliği bilinmeyen cumhuriyetçiler 1966'da Ayaklanma'nın 50. yılını kutlamak için heykeli bir patlamayla (tamamen) yıkmıştır. Eskiden bulunduğu yerin (Posta Ofisi'ni hemen geçince) yakınlarında Joyce'un Finnegans Wake isimli eserinde de adı geçen Liffey Irmağı tanırıçası Anna Livia'nın suyun içinde tasvir edildiği bir heykeli bulunmaktadır. Şehrin binici yıl kutlamalarının bir parçası olarak 1988'de dikilen heykele hemen "jakuzideki sevgili" adını takmışlardır. Caddenin baş yapıtı Posta Ofisi'nin İyonya tarzı sütunlu girişidir (1815).

Phoenix Parkı
Dublin şehir merkezinden yaklaşık 3 kilometre uzakta olan park, dünyanın en büyük şehir parklarından birisidir (712 hektar) ve Londra'nın Hyde Park'ının beş katı, New York'un Central Park'ının iki katıdır. Parkın adı efsanevi kuştan değil (phoenix = anka kuşu), Gal dilindeki fionn uisce ("temiz su") sözünün değişmesinden gelmektedir.

 Parkın bugünkü düzenlemesi büyük ölçüde parkın "kaba, ekilmemiş bir toprak" olduğunu düşünen ve kendisi Agustan ilkelerine göre olması gerektiği şekilde düzenleyen ve 1747'de halka açan 18. Yüzyıl valilerinden Lord Chesterfield'in eseridir. Bunun sonuçlarından biri soygunların ve düelloların kısa sürede sona ermiş olmasıdır.

Aziz Mary Katedrali
Şehrin en büyük Katolik kilisesinin aslında O'Connell Caddesi'nde yapılmış olması gerekiyordu ama Protestanlardan gelen tepkiler kilisenin Katedral Caddesi'ndeki yerinde yapılmasına yol açmıştır. Kilisenin hem ön yüzü hem de içi Neo-klasik tarzda yapılmıştır. Büyük tenor John McCormack (1884-1940) kilisenin her Pazar günü sabah saat 11'de düzenlenen ayinlerinde kilise korosunun üyesi olmuştur. Kiliseyi çevreleyen alan bir zamanlar "Monto" olarak bilinen (Montgomery Caddesi'ne ) kırmızı-ışık olarak tabir edilen bir bölgeydi: Joyce'un Ressamın Gençlik Portresi isimli eserinde Stephen Daedalus burada "kalbi göğsünde gümbürdeyerek" günahı aramak amacıyla dolaşmıştır. Yazarın bastonuna dayanmış haldeki bir heykeli yakınlardaki Earl Caddesi'nin başında görülebilir.

Aziz Michan Kilisesi
1095'te muhtemelen daha önceleri bir Viking kilisesinin bulunduğu yerde inşa edilmiş olan bu kilise yüzlerce yıl Liffey'in kuzey kıyısındaki tek kilise olmuştur. Bugünkü hali 17. Yüzyıl'ın sonlarına dayanır ama 1821'de ve İç Savaş'tan sonra büyük ölçüde restore edilmiştir. 1724'te kurulan ihtişamlı org hâlâ kullanılmaktadır - Handel'in Messiah isimli eserinin provalarında bunu çaldığına inanılmaktadır. Org galerisinin önünde 17 tane müzik aletinin yer aldığı muhteşem bir oyma vardır. Bu, bir zamanlar kiliseyi çevreleyen ormandan kesilmiş bir tek parça meşeden yapılmıştır.

Ama Aziz Michan'ın en bilinen özelliği yer altındaki mahzenleridir. Burada bir sürü kemerli odaya tabutlar sıralanmıştır. Birisinde pek çok tabut düşmüş ve açılmış, böylece hava koşullarından dolayı şans eseri korunmuş mumyalaşmış kahverengi cesetler ortaya çıkmıştır. Mahzendeki hava çok kurudur çünkü duvarlar nemi kurutan kirçtaşındandır ve kilisenin eski bir bataklık üzerine inşa edilmesinden dolayı metan gazının yoğun olduğu söylenir. Mahzende vatansever Wolfe Tone'un öldüğü vakit, yüzünden alınan maske de vardır.

Aziz Patrick Katedrali
1192'de adanmış Aziz Patrik Katedrali pek çok kere restore edilmiştir ve Dublin'deki diğer katedral olan Christ Church gibi Reformasyon'dan beri İrlanda Kilisesi'ne aittir. 1713'ten 1745'e kadar burada rahip olan Jonathan Swift burada sevgili "Stella" Esther Johnson'un yanında gömülüdür. Katedralin Neo-gotik tarzı dış cephesi 1875'te Dublinli zengin viski imalatçısı Henry Roe'nun katedrali kurtarmak üzere 37 milyon Dolar bağışlaması üzerine malzemeden kaçınmadan oldukça parlak bir şekilde yaratılmıştır. Sürekli açık bir sergi olan "Canlı Taşlar" katedralin tarihini ve şehirle ilişkisini anlatır.

Kubbe altının batı ucuna yakın bir yerde Orta Çağ'dan kalma içinde bir delik bulunan Chapter House Kapısı vardır. 1492'de iki büyük Anglo-İrlandalı aile savaşırken Ormonde'lu Earl Chapter House'da Kildare'li Earl'den ve yandaşlarından saklanmıştır. Kildare kapıda bir delik açmış ve oradan kolunu içeri sokmuştur. Ormonde elini sıkmış ve böylece barış yapılmıştır. "Kolunu riske atmak" deyimi de İngilizce'ye böyle girmiştir. www.stpatrickscathedral.ie

Aziz Stephen Parkı
Bu park çok hoş bir yer olmakla beraber 20. Yüzyıl'da her iki yakasındaki Georgia tarzı binaların bütünlüğünü yıkan gelişmeler parkın yerleşimini kısmen bozmuştur. Ancak ilginç mimari eserlerden çoğu kalmıştır ve kuzeydeki Shelbourne Oteli gibi muhteşem binaları görmek için parkın dört kenarını da yürümeye değer.

9 hektara yayılmış olan ve bir zamanlar halka açık gezilerin düzenlendiği parkın etrafına 1663'te duvar çekilmiş ama Dublin'deki en moda yerlerden biri olduğu 18. Yüzyıl'ın sonlarına kadar binalarla çevrilmemiştir - kuzeyi Güzellerin Yolu olarak bilinir.

19. Yüzyıl'ın başlarında parmaklıklar ve kapılar eklenmiş ve yıllık giriş ücreti alınmaya başlanmıştır. Guinness ailesinden gelen para ve baskılar sonucu bahçeler 1880 yılında halka açık park yapılmış ve o zamanlarda dinlenmek ve başkalarını izlemek isteyenlerin uğrak yeri olmuştur.

Parkta biri en fazla bağış yapanlardan Sör Arthur Guinness'e ve (parmaklıkların hemen dışındaki) bir diğeri vatansever Robert Emmet'e (1778-1803) ait çok sayıda ilginç heykel vardır. Şair Willam Butley Yeats'in heykeli 1967'de Henry Moore tarafından yapılmıştır. Bir ördek havuzu, çocuk bahçesi ve yazın öğle yemeklerinde konserlerin verildiği Victoria tarzı bir sahne de vardır.

Shaw'un Doğduğu Yer
Mutsuz bir evliliğin meyvesi olan oyun yazarı George Bernard Shaw 33 Synge Caddesi'ndeki bu mütevazı evde yokluk içinde büyümüştür. Babası huhubat tüccarı olarak zengin olamamıştır ve Shaw Dublin'i 1876'da 20 yaşındayken terketmiş, hayatının geri kalanını İngiltere'de geçirmeye gitmiştir. 1890'lara kadar yazar olarak gerçek bir varlık gösteremediği için doğduğu evde yazarlık yaptığı yıllardan kalma çok az anı vardır. Ancak ev - iyi bir şekilde restore edilmiş - Victoria dönemi orta sınıf ev hayatıyla ilgili iyi bir izlenim vermektedir.

Shelbourne Oteli
1824 tarihli bu otel girişinde iki Nubia prensesinin etkileyici heykellerinin bulunduğu bugünkü muhteşem haline 1865 yılında kavuşmuştur. Cumhuriyet'ten önce kurulan İrlanda Bağımsız Devleti'nin anayasası burada 1922 yılında yazılmıştır. Lord Mayor Salonu ikindi çayı içmek için buluşan insanların gözde mekanıdır, yemek yiyecek ve bir şeyler içecek, dedikodu yapılacak ve başkalarını izleyecek yerler olarak şehrin orta sınıfının sosyal hayatında önemli bir yere sahiptir - ve bu durum en fazla Shelbourne için geçerlidir.

Otel, zamanın en ünlü otel tasarımcısı John McCurdy tarafından isimleri modern bir oteller zincirinde yaşayan Jury ailesi için inşa edilmiştir. www.shelbourne.ie

Temple Barı
Bu bölge stüdyolarla; galerilerle; apartmanlarla; ikinci el kitap, giysi ve kaset sanat dükkanlarlarla; restoranlarla; barlarla; hediyelik eşya mağazalarıyla ve kültür merkezleriyle dolu bir küçük sokaklar ağıdır. Nehrin batı yakasında O'Connel Köprüsü'nün hemen batısında kalır, güneyinde Dame Caddesi, doğusunda Westmoreland Caddesi ve batısında Fishamble Caddesi'yle sınırlanmıştır. Adını 17. Yüzyıl'da Trinity Koleji'nin müdürlüğünü yapan ve ailesinin evi bir zamanlar burada olan Willaim Temple'dan alır. Yenilenmesi bir ölçüde Londra'daki Covent Bahçesi'ni veya Paris'teki Les Halles'i andırır.

Ancak cazibesini aldığı bohem görüntüsü ticarileşmenin, zeka ürünüymüş gibi gösterilmeye çalışılan eserlerin ve eski zamanların taklit edilmesinin (yeniden taş döşenen caddeler, antika sokak lambaları,vs.) etkisiyle yok olma tehlikesindedir. Bazı sakinler gece hayatının gürültüsünden ve hareketliliğinden yakınmıştır - ve yiyeceklerin fiyatı onları daha da uzaklaştırmıştır - ancak bu yerin çok ses getirdiği de yadsınamaz. Arthouse multimedya merkezi, DESIGNyard uygulamalı eserler merkezi ve fotoğraf galerisine ev sahipliği yapar.

Temple Bar Meydanı'nı hemen geçince Marchant's Arch - sokak çalgıcılarının çok sevdiği bir mekan - sizi nehrin kıyısına ve bir zamanlar geçiş için alınan ücretten dolayı bu isim verilen Ha'penny Köprüsü'ne (1816) götürür. Liffey'nin üzerindeki demirden yaya geçidi şehrin en bilinen sembollerinden biri olmuştur. Aynı zamanda Temple Bar ve Henry Caddesi'nin alışveriş yapılan caddeleri arasında önemli bir bağlantı noktasıdır. Köprü'nün kuzey tarafında Dublin'de o pek sevilen park-bank heykellerinden biri daha vardır. www.templebar.ie

Trinity Koleji
1591 yılında 1. Elizabeth tarafından mülküne el konulan bir manastırın olduğu yerde yapılan Trinity şehrin merkezinde Liffey Nehri'nin doldurulmasıyla elde edilen 16 hektarlık bir alanı işgal etmektedir.

Trinity, Kraliçe Elizabeth tarafından İrlandalıları "medenileştirmek" ve onları "Papalığın" etkilerinden korumak için kurulmuş olduğundan tarihinin çoğunda yalnızca Protestanların gittiği bir üniversite olarak kalmıştır. 1873'te Katolik öğrencilerin girme yasağı kalktığından beri kolej üstünlük havasının çoğunu kaybetmiştir. Yine de yakın zamanlara kadar kilseye giden Katolikler için tehlikeli bir yer olarak görülmüş ve Katolik öğrencilerin sayısı 1970'ten bu yana artmaya başlamıştır. Akademik çevrelerde Oxford, Cambridge ve Trinity isimleri birlikte telaffuz edilir ve mezun olan ünlüler arasında Oscar Wilde, Samuel Beckett, Thomas Moore, Sheridan Le Fanu, John Millington Synge ve Bram Stoker gibi edebiyatçılar da vardır.

Trinity'nin binalarının çoğu 18. Yüzyıl'dan kalmadır. İnanılmaz derecede parlak bir mavi renkteki saatin göze çarptığı ön yüzü 1755 ve 1759 yılları arasında inşa edilmiştir. Girişin iki tarafında Trinity'nin ünlü pek çok mezunundan ikisinin, tarihçi ve devlet adamı Edmund Burke (1729-97) ve yazar Oliver Goldsmith'in (1728-74) heykelleri bulunmaktadır. Goldsmith'in heykelinde elinde bir zamanlar tuttuğu kalem artık bulunmamaktadır ve koljin çok iyi tanınan bir kalem üreticisinin bu boşluğu doldurmak üzere yaptığı teklifi kabul etmediği söylentisi dolaşmaktadır.

Dikkat çeken bir yer, Trinity'nin en büyük hazinesinin Hazine'de saklandığı Eski Kütüphane'dir (1712-32). Kells'in Kitabı (bazılarının dediği gibi "Kelly'nin Kitabı") Meath şehrindeki Kells'de kimliği bilinmeyen katiplerce 800 yılı civarında yazılmış - veya daha muhtemelen İskoçya'nın batı kıyısındaki Iona Adası'ndaki bir manastırda yazılıp Kells'e Viking saldırılarından korunması için getirilmiş olan muhteşem resimlerle süslü Latince bir İncil'dir. 7 ve 9. Yüzyıllar arasında İrlanda'nın "azizler ve alimler adası" olarak bilindiği ve İrlandalı rahiplerin Avrupa'ya Hristiyanlığı Karanlık Çağlar'dan sonra yeniden hatırlattığı dönemde gelişen İrlanda kültürünün en büyük eseridir.

Trinity'nin nefes kesen Uzun Odasının uzunluğu 64 metredir ve kolejin en eski dönemlerden kalma kitaplarını her iki yanda uzanan ve yüksek, kemerli tavana doğru yükselen pek çok raftan oluşan iki katta korumaktadır. Kütüphanenin kolleksiyonundaki değerli kitaplar ve el yazmaları odanın ortasında her iki tarafında Eflatun, Cicero, Newton, Boyle ve Goldsmith gibi büyük düşünürler ve yazarların mermerden büstlerinin bulunduğu muhafazalarda sergilenmektedir. Özellikle Jonathan Swift'in büstü çok güzeldir. Paha biçilemeyen el yazmaları arasında Yunanca ve Latince risaleler, Mısır papirüsleri üzerine yapılan çalışmalar, 16. ve 17. Yüzyıllar'dan kalma İrlanda dilindeki yazılar ve William Shakespeare'in çok eski bir yazısı bulunmaktadır.

1801 Kütüphane Yasası'yla Trinity İngiltere ve İrlanda'da bu iki ülkede de basılan her kitabın bir kopyasını alabilen dört kütüphaneden birisi olmuştur. Öğrenciler ve araştırmacılar için bir nimet olsa da bu hak kütüphaneciler için saklama sorunlarını beraberinde getirmiştir. Kampüse ve ötesine yayılmış olan yedi kütüphane 3 milyon civarında ciltli kitaba ev sahipliği yapar ve rafların uzunluğu her yıl yarım mil kadar artmaktadır. www.tcd.ie
Web sitemizde verilen ücretler, firmamız danışmanlık ücreti ve -varsa- yurtdışına ödenecek olan döviz tutarının merkez bankası kurlarına göre TL karşılığını kapsamaktadır. Ücretlere, Maliye Bakanlığının 40 seri nolu tebliğine göre KDV ve tüm vergiler dahildir. Firmamızın tahsil etmediği ücretler ve vize ücretleri, ilgili ülkeye ödeme yapılırken döviz karşılığı olarak yapılmalıdır.

GBP: 4.275, USD: 3.43, AUD: 2.532, EURO: 3.677, CAD: 2.556
Copyright © 1986-2016 ICEP WORLD Yurtdışı Eğitim ve Kariyer Merkezi. Tim hakları saklıdır.