• EĞİTİM DİLİ
  • EĞİTİM YERİ
  • KURS TÜRÜ
  • EĞİTİM SÜRESİ
  • KONAKLAMA
DİL OKULU BUL

AU

AVUSTRALYA
ÜLKE REHBERİ
Detaylı Avustralya Rehberi


Toplum ve Halklar - ABORJİNLER

Bazı ziyaretçiler Aborjin Kültürünü görmeyi, Sydney Opera Binası, Ayers Kayası ya da Büyük Mercan Resifini görmek istedikleri kadar çok isterler. Ama burada hayal kırıklığına uğranabilir. Çünkü bırakın didjeridu çalarken, bumeranglarla avlanırken ya da otantik şölenler düzenlerken görmeyi, sadece bir Aborjin bulmak bile çok zordur. Aborjinler ( şimdilerde Aborjin kanından geldiklerini söylemeye daha hevesli melez ırk da dahil) 200,000 ile 300,000 arası bir nüfusa sahiptirler ve bu da Avustralya nüfusunun %1 ila 2'sini teşkil ederken Avustralya'nın yılda kabul ettiği göçmen sayısının sadece iki katıdır

Gerçekten de Aborjin nüfusu üzüntü verici bir şekilde azaltılmıştır. Sadece ilk Avrupalı göçmenlerin Avustralya'ya gelmesinden sonra 600,000 Aborjin'in yok edildiği tahmin edilmektedir. Tıpkı Kuzey Amerika'da Kızılderililer'in başına geldiği üzere beyaz adamla beraber gelen hastalıklara karşı bağışıklıkları olmayan Aborjinler için bu hastalıklar, 14. yüzyılda vebanın Avrupa'da yaptığı korkunç yıkıma eşdeğer sonuçlar yaratmışlardır. İlk beyazlar geldikten sonra görülen çiçek salgını büyük sayılarda Aborjin'in kırılmasına yol açmıştır (Debra Adelaide'nin Yılan Tozu "Serpent Dust" adlı romanında bu konu duygulu ve derinlemesine bir şekilde işlenmiştir). Aborjinler Kuzey Amerika Yerlilerinden çok daha barışçı insanlar olmalarına rağmen göçmenler tarafından problem olarak kabul edilip toplu olarak katledilmişlerdir. Modern politikacılar yavaş ve övgüye değer bir şekilde geçmişin hatalarını kabul etmeye başlamışlardır. Örneğin eski Başbakan Bob Hawke Aborjinlere uygulananların "uzun ve trajik bir haksızlık ve baskı "olduğunu itiraf etmiş, 1998 'de de ulusal bir Özür Günü gerçekleştirilmiştir.

İnsanlar Aborjinlerin günümüzde süregelen yaşam koşullarının fenalığını ülkedeki en yüksek bebek ölümü oranı, en düşük yaşam süresi beklentisi, en düşük yaşam standartları şaşırarak Yeni Zelanda Maorilerinin görece daha iyi durumları ile karşılaştırmaktadırlar. Ama çölün ortasında kurulmuş ve devam etmiş bir kültür ve medeniyet olan Aborjin yaşantısı, okyanus kıyısında kurulmuş ve denizciliğin medeniyet anlamındaki getirilerinden faydalanmış Maori medeniyetine göre zaten geri kalmıştı. Ayrıca Aborjinlerin istilacılarla karşılaşmaları da Maorilerden çok daha geniş ölçekli gerçekleşmiştir. Devasa bir toprak parçası olan Avustralya'nın en uzak noktalarında 1950'lere kadar beyaz adamla çok az bir ilişki içersine girmiş kabileleri inceleyen Antropologlar bunların, Kalahari Çölündeki Bushmanlarla beraber Taş Çağını yaşamaya devam eden son insanlar olduklarını söylemişlerdir. Sosyal örgütlenmelerinin ve yaşamlarıyla ilgili bir çok ayrıntının Avrupa insanı ile karşılaştırılmaktan çok uzak olduğu gene bu bilim adamları tarafından vurgulanmıştır.

İngiliz resmi belgelerinde Avustralya "Terra Nullius" yani "İnsansız Toprak" olarak geçer. Bu adlandırma Avustralya'ya ilk ayak basanların kıtanın yerlileriyle karşılaşmadığından değil Kaptan Cook 1770 tarihinde onlarla karşılaştığını yazmıştır, yerlilerin insan kabul edilmemiş olmasından kaynaklanmaktadır. Bu tanımlama günümüze acı bir hatıra olarak kalmıştır.Aborjinler, 1778'de Sydney Limanına ilk mahkumları getiren gemiden en az 20,000 yıl önce Güney Doğu Asya'dan Avustralya'ya geçmişlerdir. Avustralya'nın iki yüzüncü yıl kutlamaları Aborjinler tarafından, bu kuruluş onlara acı ve sefaletten başka bir şey getirmediğinden- protesto edilmiş ve bir yas günü olarak algılanmıştır. En radikal Aborjinler beyazların geldikleri yerlere geri dönmeleri gerektiğini savunurlarken, bir çoğu ellerinden alınan yaşama alanlarının iadesini ya da tazminini talep etmektedirler.

Aborjin Halkı büyük manevi kayıplar yaşamış bu arada kendi benliğine olan güvenini de büyük ölçüde kaybetmiştir. Aborjinlerin dini inanışlarına göre Hayal Zaman denilen bir dönemde ruhlar toprağın üzerinde dolaşıp tüm hareketli hareketsiz varlıkları, ağaçları, taşları, nehirleri ve insanları yaratmışlardır. Bazı yorumlamalara göre toprak ve barındırdığı her varlık bütünüyle kutsaldır. Çitleri, demiryolları ve hayvanlarıyla beraber gelen beyaz adam da bu kozmosun bir parçası olduğundan yerlilerin ona karşı bir müdahale hakları olamaz. ( Bruce Chatwin'in "Songlines" adlı eseri Aborjin dini inanışları ve açılımları ile ilgili derinlemesine ve tarafsız bir okuma için önemli bir kitaptır.)

Toprağı mülk olarak gören Avrupalının yaklaşımıyla taban tabana zıt bu inanış bugünkü toprak talebi tartışmalarının kökenine ışık tutar. Avustralya'da geniş bazı topraklar yerlilere ayrılmıştır (rezerv kampları). Ama tıpkı Güney Afrika'daki uygulamalar gibi, bu topraklar çorak ve sahillerden uzak bölgelerdir. Üzerlerinde yaşayan yerlilerin kendi kendilerini yönetme hakkı da bulunmamakta, misyonerler, polis, ya da hükümetin atadığı yöneticiler buralarda idareyi ellerinde tutmaktadırlar. Bir çok topluluk bu yüzden kendi başına bırakılmayacak kadar yönetim pratiğinden uzak kalmıştır. Bu insanların bu topraklardaki hakları bir maden bulunduğunda ya da başka bir ekonomik değer orada meydana geldiğinde, hemen ellerinden alınmaktadır. Bazı şeyler değişmektedir, örneğin Ayers Kayası (Uluru) ruhlar tarafından verildiği Pitjanjatjara kabilesine geri verilmiştir.Ama bir çok anlaşmazlıklar çözüm beklemeye devam etmektedir. Avustralya'daki toprak hakları ile ilgili daha fazla bilgi için Survival International (11-15 Emerald St. London WCIN 3QU;020 7242) ile temasa geçebilirsiniz.

Bu bir devlet için gayet nazik bir durumdur. Maorilerin durumundan farklı olarak Aborjinlerin kolonicilerle yapmış oldukları bir anlaşma, dolayısıyla hukuki sürece başlamak üzere bir esasları bulunmamaktadır.İki tarafın da üzerinde anlaşabileceği bir taslak ortaya çıkarmak zor gözükmektedir ama bu insanların değişen politik durumun ve heveslerin oradan oraya sürüklemesine izin vermeyecek yazılı bir garantiye de ihtiyaçları vardır.

Belli bazı varoşlarda az sayılarda bulunabiliriler (Redfern,Sydney) ama turistlerin dolaştığı bölgelerden özellikle uzak dururlar.Bir çoğu Queensland ve Kuzey Bölgesinin kendilerine ayrılmış yerleşim birimlerinde, küçük kasabalarında ve bu kasabaların civarında yaşarlar. Kuzey Bölgesinde nüfusun dörtte biri Aborjindir ve eyaletin üçte biri onlara ayrılmış topraklardır. Bir Aborjin kampı ancak özel izinle ziyaret edilebilir. Eğer ziyaret için özel bir sebep belirtebiliyorsanız Toprak Konseyine yazıp dört ila altı hafta arasında cevap beklemelisiniz. Bu izin için gerekli adresler kitabın ilgili bölümünde verilecektir. Daha fazla bilgi için büyük şehirlerde bulunan Aborjin Destek Guruplarına başvurabilirsiniz.Avustralya'nın kuzey batısında rezerve kampları dışında az sayıda Aborjin misyon evlerinde yaşamaktadır. misyon evlerine girmek ise Aborjin kamplarına girmekten çok daha kolay olacaktır, tabi Türk olduğunuzu belirttiğinizde durum biraz değişebilir.

Aborjinlerin ortalarda gözükmeyişi onları sık sık görüp konuşma planlarınız bozmuş olabilir fakat onları gördüğünüzde canınız daha da çok sıkılabilir. Alice Springs'e trenle yolculuk ederken geçilen küçük kasabaların istasyonlarında rayların dibine oturmuş, cansız gözlerle kameralara, trenlere ve kalkan tozlara bakarlar. Halleri son derece can sıkıcıdır. Bazı yerlerde turistleri durmamaları ya da bakmamaları için uyaran levhalar vardır. Bu uyarılara aldırmayan bir çok kişi araçlarına gelen taşlara katlanmak zorunda kalmıştır.

Ama Aborjinlerle tüm karşılaşmalar da sıkıcı değildir. Birçokları beyaz Avustralyalılar gibi güler yüz ve dost canlılığı sergiler. Ülkenin kuzeyinde oto stop yapıyorsanız onlarla beraber olma şansınız yüksektir. Onlarla konuşmayı deneyebilirsiniz fakat bu rastladığınız Aborjin'in ruh haline ve dünya görüşüne bağlıdır. Eğer Aborjin kültüründeki yabancılarla sohbeti hoş karşılamayan kurallara bağlı birine denk geldiyseniz pek şansınız yoktur. Kuzey Queensland'de bir parkta sigara içen ve polisi görür görmez hemen ortalardan kaybolan Aborjin guruplarını da görebilirsiniz.

Aborjin sorunu karmaşıktır ve geçmişte uygulanan vahşetin günümüzde pek insanca! kabulü ve eleştirisi çok da etkili olmamaktadır. Beyaz Avustralyalıların 200 yıllık işgalinin Aborjinlere yok oluş, kölelik ve ekonomik sefalet getirildiğini kabul etmesi yine de önem taşımaktadır. Aborjin kanı taşıyan az sayıda insan belli mevkilere gelmiştir ama büyük çoğunluk sessiz ve güç yaşamlarına devam etmektedir. Modern hayata adapte olabilmiş Aborjinlerin eski adetlerini de sürdürme isteği beyazlar tarafından anlamsız görülmektedir. Sporda, resimde ya da aktörlükte kendini kanıtlamış az sayıdaki yerlinin zaman zaman başlarına gelenler tam bir eşitliğin gerçekten yerleşmediğini kanıtlamaktadır.

Aborjinler arasındaki alkolizm ve suç oranları dehşet vericidir. Ortalama yaşam süresi beklentileri beyaz Avustralyalılardan 20 yıl daha azdır, ayrıca tedavi imkanları ile barınma şartları da umutsuzdur. Aborjinler ayrımcı (apartheid) politikaya maruz kalan Güney Afrikalı siyahlarla mukayese edilmektedirler ve gerçekten de benzerlikler bulunmaktadır. Ama bu karşılaştırma tam da adil değildir çünkü Avustralya'da ırk ayrımı yasalarda yer almamaktadır.Aborjinler 1967'de tam vatandaşlığa kavuşup yasal ve eşit haklara sahip olmuşlardır. Aborjinlerin gelirinin %70'inden fazlası hükümetin fon aktardığı Aborjin Televizyonu, Aborjin Müzik Kayıtları, Aborjin Elektronik Sözlüğü gibi karlı kalemlerden oluşmaktadır. Birçok beyaz destek gurubu onların sağlık koşullarını iyileştirmek, eğitimlerini geliştirmek ve özellikle de yaşamlarını kendi ellerine vermek için mücadele etmektedirler.

Asıl reformlar hukukun uygulanmasındaki başarılarla ortaya çıkacaktır. Irk ayrımcılığı beyaz nüfus arasında özellikle güneyde yaygındır. Bir çok beyaz çocuğa okullarda, Aborjinlerin, Avrupa kökenli yüksek kültürü reddeden vahşiler olduğu öğretilmektedir. Şehirlerde yerliler için aşağılayıcı lakaplar düşünmeksizin kullanılmaktadır. Daha da vahimi şehirlerde tanışacağınız beyaz Avustralyalılar size siyahlarla konuşmamanızı, arka semtlere arabanızı park etmemenizi ve onlara karşı kendini korumak için silah taşımanız gerektiğini söyleyeceklerdir. Bunlar zırvalıktır. Beyazlar tarafından provokasyon olmadan gerçekleşen bir saldırı hiç olmamıştır. Eğer olsaydı eminin gazeteler bunları duyururlardı. Aksine gazetelerde beyazlar tarafından kötü muameleye maruz kalan Aborjinler ile ilgili haberler sürekli yayınlanmaktadır. Özellikle uzak bölgelerde göz altına alınan Aborjinlerin skandal sayılabilecek rakamlardaki ölümleri dikkat çekicidir. Polisin intihar ettikleri yönündeki açıklamaları çok az insanı inandırmaktadır.

Diğer taraftan Aborjin sanatı ve kültürü ülke boyunca bir çok müze ve galeride sergilenme fırsatı bulmaktadır. bunların en iyilerinden biri Adelaide'deki Tandanya Aborjin Merkezidir. Aborjinlerle ilgili bir çok kitap yazılmıştır. (A.P. Elkin'in Avustrayla Aborjinleri adlı eseri son derece popüler olmuş ve ilk yayınlandığı 1938'den beri bir çok baskı yapmıştır.)

Kathie Walker gibi Aborjin yazarlar epey tanınmışlardır. Batı Avustralyalı yazar Sally Morgan kendi otobiyografisinde, yarı Aborjin olduğunu anlatır ve bu konuyu irdeler. "Benim Yerim" (My Place) adlı bu otobiyografide Aborjinlerin bir kaç on yıl öncesine dek katlandıkları barbarca uygulamalar, çocukların ailelerinden alınıp medenileşmeleri için beyaz ailelerle yaşamak zorunda bırakılmaları gibi anlatılmaktadır.

Aborjin kültürünü ilk elden hissetmek için yeterli fırsata sahip olacaksınız. Az sayıdaki Aborjin müzik gurubu çalışmalarını sergilemektedirler ama bunlar Doğu sahilindeki DJ ve kulüp sahiplerinden pek ilgi görmemektedirler. Turistik hediye dükkanlarında Aborjin el sanatları örnekleri bulunabilir. En azından bu ürünlerin gelirini bir kısmı yaratıcılarına gitmektedir.

Web sitemizde verilen ücretler, firmamız danışmanlık ücreti ve -varsa- yurtdışına ödenecek olan döviz tutarının merkez bankası kurlarına göre TL karşılığını kapsamaktadır. Ücretlere, Maliye Bakanlığının 40 seri nolu tebliğine göre KDV ve tüm vergiler dahildir. Firmamızın tahsil etmediği ücretler ve vize ücretleri, ilgili ülkeye ödeme yapılırken döviz karşılığı olarak yapılmalıdır.

GBP: 4.396, USD: 3.448, AUD: 2.591, EURO: 3.662, CAD: 2.623
Copyright © 1986-2016 ICEP WORLD Yurtdışı Eğitim ve Kariyer Merkezi. Tim hakları saklıdır.